12 Şubat 2014 Çarşamba

Eşime Slim Fit Gömlekler.../ Slim Fit Shirts For My Husband...


Eşimin gömleklerini slim fit yapıyorum... Yıllardır eşime çok bol şeyler giydiğini söyleyip dururum... Sağolsun 90'lı yıllarda takılıp kalmış kendisi... Modayı takip edemiyor... Biraz rahat olmasından, azıcık da cimrilikten yıllardır aynı bol pantolonları, gömlekleri, ceketleri giyiyor... Geçen yıl söyleye söyleye zar zor iki kot, iki dar t-shirt, iki de deri ceket aldırdım... "Bak" dedim... "Ye kürküm ye olayı... Şu eski kıyafetlerinle nasıl görünüyorsun, bir de yeni kıyafetlerinle nasıl görünüyorsun"...




İyice anlaması için fotolarını çekip önce-sonrasını yapmıştım da bayağı bir faydası olmuştu... :))))

Dikiş makinesini alınca da gömleklerini slim-fit yapmayı teklif ettim... Çok hoşuna gitti... Geçen yıldan anlamış ya... "Utanıyordum bu gömlekleri giyerken" dedi... Yapınca da çok hoşuna gitti...


 
 
 Sırt kısmı fotoda sanki kasıyor gibi durmuş ama kendisi rahat olduğunu söyledi...


Yapmak isteyen ve benim gibi tecrübesizler için nasıl yaptığımı anlatayım isterseniz...Belki birilerine faydası olur...

Önce bir gömleğini üzerine giydirttim ölçü almak için...

 

Belinin yanlarından, koltuk altından ve üst kol altından kaç cm daraltılması gerektiğini anlamak için iğneyle işaretledim...

Sonra gömleği açık şekilde serdim... Bütün düğmelerini kollar da dahil ilikledim...


 

Bakın etek ucundan ölçünce tam 4 cm daralması gerekiyor...


 

Sonra da aşağıdan yukarıya doğru cetveli koyarak sabunla çizdim...

 Koltuk altından işaretlediğim noktaya -şu cetvelin adı ne bilmiyorum- resimde gördüğünüz şekilde kavis verdim...

 

Aynı şekilde kollara da kavis vermek gerekiyor... Tecrübeyle sabittir...


 

 Sonra da kol manşetine kadar cetvelle düz çizerek sıfırladım...

Tekrar üzerinde denettirdim... Başlarda bir türlü koltuk altındaki kasmalara bir anlam veremedim... Ne yaparsam yapayım o kasmalara bir çözüm bulamıyordum... Herşeyi doğru yaptığımı düşünüyordum fakat bir türlü düzeltemiyordum... Sonunda nerede yanlış yaptığımı anladım... İçinde kalan payları kesmediğim için kasıyormuş meğerse...

 

Bir de bilmiyorum doğru mu yapıyorum... Koltuk altlarına şu şekilde çıt atıyorum... Fotoğrafı alt tarafını henüz tam olarak kesmeden çektim ki ne kadar daraldığını gösterebileyim...

Atan bir kumaş olmadığı için kenarlara zik zak geçmedim...  Bilmiyorum belki bu da yanlış... Ama kafama göre takılıyorum işte...

Biraz internetten ve kitaplardan edindiğim bilgiler, biraz kendi uydurmalarım...  İşte bu da benim tarzım...

Sonuçta eşim yepyeni gömleklere sahip olmuş gibi seviniyor...

Bunları da bu şekilde emekli olana kadar giyer artık herhalde... :)))

İcraatın içinden.../ My First Job...



 Eveeet! Yaptığım birkaç tadilattan sonra işte ilk gerçek icraatlarım...


















İlk olarak bir tane beli lastikli mini etek yaptım...



















Eteğin ucunu yapışkan tela bant ile bastırdım...
 

Beline zik zak geçtim... Herhangi bir sorun çıkmadı...

İkinci olarak deri kollu salaş bir bluz yapmak istedim... Ama kullandığım kumaş çok esneyen ince polar türü birşey... Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum... Kumaş konusunda çok ama çok bilgisizdim  1,5 ay öncesine kadar.... Bayağı birşeyler öğrendim fakat hala bilmediğim çok şey var tabii... Neyse, kumaş parça kumaş olduğu için kısa geldi ve salaş yaparsam kilolu göstereceğine kanaat getirdim ve biraz bel oyuntusu yaptım... Peplumumsu birşey oldu...

 

Kollarda hiç problem yaşamadım fakat gel gelelim yakaya deriden biye tapmak isteyince olan oldu... Çok ince bir biye yaptım ve dikerken biraz zorlandım tabii... Bir de kumaş çok esnek olduğu için yakanın ağzı yüzü kaydı.... Dalga dalga oldu... Ben de bu durumu düzeltebilmek için öncelikle makinamın esnek dikişlerinden birini kullanarak düz dikişin üzerinden tekrar geçtim... Değişik bir yaka oldu... Kayık yaka olmasını istemiştim... Yaka esneye esneye omuzlara kadar geldi... Çok açıldı... Ben de artan derilerden şu şekilde parçalar diktim...




 Yani ilk bluzumun dizaynı da tamamen bana ait olmuş oldu... Zaten dikiş dikmenin bir güzel yanı da hiçkimsede olmayan modelleri giyebilme imkanı olması... Oldum olası yaratıcığı geliştiren şeyleri hep sevmişimdir zaten...Fakat omuza denk gelen parçayı gergin oturtabilmek için oldukça zorlandığımı itiraf etmeliyim...

 Ha bu arada fotoda görünen kolyeyi de ben yaptım... O da dün arada öyle çıkıverdi işte... Asimetrik şeyler çok hoşuma gidiyor... Bu kolye de çok hoşuma gitti... Bluzle çok uyumlu olduğunu düşünüyorum... Bluzun altındaki de masa örtüsü... Ona benzer başka kumaşlarım da var... O kumaşları astarlı fermuarlı etek denemesi için feda etmeyi düşünüyorum... Daha İstanbul'a gitme planımız yokken Bostanlı pazarından almıştım parça kumaş bulamayınca...

Neyse bluze dönelim... Arada bir de kamuflaj kumaşından tayt ve eşimin gömlekleri ( bunu başka bir postta paylaşacağım ) de girince bluzum henüz bitmedi... Bitmiş halini ayrıca paylaşırım...




 

İşte kamuflaj taytım da bu... Ben bunu tepe tepe kullanacağım... Öyle hissediyorum... Taytı da önce çok sıkı olmasını istemediğim için dar bir pantolonuma göre biçtim... Payını da fazla fazla bıraktım korkudan... Acemiyim ya n'olur n'olmaz diye... Bayağı asker pantolonu gibi birşey oldu... Ama o hali hoşuma gitmedi... Diz kenarlarında potluklar falan oldu... Daralta daralta sonunda üzerime tam oturacak hale getirdim... Ama ben bu taytı öyle çok giyerim ki... Çok hoşuma gitti...


Bir dikdörtgen kumaş parçasından bir kıyafet oluşturmak ne güzel birşeymiş... Bunları yapıp üzerime
giyince ne kadar mutlu oldum anlatamam...

Ben bu dikiş işini diktikçe daha çok seveceğim sanırım...


8 Şubat 2014 Cumartesi

Her eve bir şömine.../ A Fireplace For Every House...

Hep diyorum ya... Yaratıcı fikirlere bayılıyorum... Hele sonuç kullanışlı ve güzel olunca deymeyin keyfime...

Geçen yıl eşimle birlikte salonumuza şömine yapmıştık... Siz de çok makul bir fiyata salonunuza şömine yapabilirsiniz...

Daha önce de dediğim gibi benim evim çok küçük, salonum da öyle... üstüne üstlük rahmetli müteahhitimiz kendine yaptığı dükkanlarından birisine mutfak eklemek için bizim salondan çalmış, küçücük salonu iyice küçültmüş... saçma sapan bir çıkıntı var salonumda...

Neyse... ben de monotonluğu sevmeyen bir insan olarak evimde ara sıra küçük değişiklikler yapmaktan hoşlanıyorum ama evimde bir iğneyi bile kaldırıp başka bir yere koyacak yer yok neredeyse... bütün eşyaları ölçtük kağıt üzerinde yerleştirdik de öyle taşındık eve... o derece yani...

Bekarken babamın evinde canım sıkıldıkça koltukların, dolapların yerlerini değiştirirdim... kocaman bir salonumuz vardı... bu evde onu yapabilmem mümkün olamayacağı için ben de başka türlü değişiklikler yapıyorum...

 Mesela birgün tv nin arkasındaki duvarı eşimle birlikte üç boyutlu taş görünümlü duvar kağıdı ile kaplayalım dedik... kalan az bir parçayı da salonumdaki çıkıntının olduğu yere ikeadan ince bir raf almıştım, onun üstüne yapıştırdık... duvarkağıdının kenarları çıplak kaldı, pek hoş olmadı... benim de aklıma buraya dekoratif bir şömine görünümü vermek geldi... 100 tl civarında bir masraf yaparak burayı şömineye çevirdik... tabii burada eşimin el becerisinin de önemi çok büyük... şimdi o saçma sapan çıkıntı şömine çıkıntısı gibi duruyor, üstelik salonuma da ayrı bir hava kattı...


işte bunlar da salonumun önceki ve sonraki halleri...








Nasıl yaptığımıza gelince... yapı malzemeleri satan marketlerde stropiyer denilen hazır bir malzeme var...






 Kenardaki beyaz çerçeveler ve rafın altı o malzemeden... çok ucuz bir ürün... arada mermer görünümlü kendinden yapışkanlı folyo var... ortadaki siyah olan koyu renkli cam ( en pahalı malzeme o, camcıya kestirdik ).. onun arkasında siyah folyo var... sanki şöminenin içi çukurmuş hissi veriyor söylemesen kimse anlamaz... çok ucuza mal oldu ama görenler gerçek şömineden farkı yok diyor... hatta önceki halini bilmeyenler gerçek şömine sanıyor... :)





 Nasıl? Beğendiniz mi?

Sevgiler!...












Nevresim Kaymasına Son! / Quilt Slipping No More!

Nevresim değiştirmek ayrı dert, o nevresimin yorganda sabit durması ayrı dert... Ben yıllardır çengelli iğne ile tutturuyorum birkaç yerinden... Fakat düşündüm ve hem kullanış, hem de görünüş olarak daha iyi bir fikir buldum...

Hem yorganın hem de nevresimin iç köşelerine cırt bant diktim... Ne kadar rahat ettim anlatamam...


Öncelikle yorganın baş tarafına gelen köşeye kenardan 5cm, yukarıdan da 10 cm boşluk kalacak şekilde 10-15cm uzunluğunda cırt bantı elde diktim... Önce düz dikiş olarak dikmeye başladım fakat çok zorlanınca biraz teyele benzeyen daha doğrusu aralıklı düz dikiş şeklinde uyduruk bir dikişle devam ettim... Ama sanırım sürfile dikişi yapsaydım daha kolay olurdu sanki...

Cırt bandın diğer parçasını da nevresimin iç tarafından yorganın aynı yerine karşılık gelecek şekilde 
diktim... Diğer köşelere de aynı işlemi uyguladım...




Nevresimi geçirirken önce iki uçtaki cırt bantları birbirine iyice yapıştırın sonra da nevresimi geçirin... 



İşte sonuç böyle oluyor... Kesinlikle çengelli iğneden çok daha sağlam ve daha iyi görünümlü... Benim kötü dikişimi saymazsak tabii... 

Dikerken biraz zorlanabilirsiniz fakat sonradan çok rahat edeceksiniz... :)

6 Şubat 2014 Perşembe

Malzemelerim hazır başlıyorum gari! :) / My Stuff Is Ready I'm Getting Started Now!...


Eveeet!... Bütün malzemelerimi tamamladım ve artık hazırım... Şimdiye kadar ufak tefek tadilat işlerimi yaptım... Sıfırdan sadece yeğenimin 2,5 yaşındaki kızına tayt diktim, o da kayınvalidemin yardımıyla...



Bakın nasıl da hoşuna gitti!... :)


Neyse şaka bir yana henüz kendime hiçbirşey dikmedim... Okullar açılmadan en azından bir tane beli lastikli likralı kolay bir etek dikmeyi düşünüyorum... Bir de kamuflaj tayt...

Bu arada size şimdiye kadar aldığım malzemelerden bahsetmek istiyorum... Daha hiçbirşey dikmedim ama en azından 5 yıllık kumaş aldım... Evet kumaş alma hastalığına ben de tutuldum sanırım... :(  Ama sebebi var... Geçen hafta İstanbul'a gitme şansım oldu bir daha da ne zaman giderim kimbilir... Orası tam bir parça kumaş cenneti... Bizim, İzmir'de o çeşitlilikte ve o fiyatlarda kumaş bulma imkanımız kesinlikle yok... O yüzden hazır gitmişken evi kumaşla doldurayım dedim... :)  (eşimin beni evden atmamasına şükretmeliyim zira evim çok küçük ama ben onlara yine de bir şekilde yer açarım )

 Başka malzemeler de aldım tabii... Bakın neler aldım neler...



İstanbul'a sadece bu küçücük çanta ile gittim.




Fakat dönüşüm muhteşem oldu! :) Ümraniye kumaşçılar çarşısı, Fatih çarşamba pazarı, Kadıköy cuma pazarı... hepsini dolaştım... Kadıköy pazarına salı günü de gittim...



İstanbul çok ucuz çoook! Örneğin kalın lastiklerin metresi Kemeraltı'nda 3,5-4 tl iken cuma pazarından 1-1,5 m lastikler 1 tl ydi. Bobinleri 2-2,5 tl ye aldım, İzmir'de ne kadar olduğunu bilmiyorum ama normal drima ipliklerin 1,5 tl olduğu düşünülecek olursa yine de çok ucuz... Fermuarların en küçüğü burada 35 kuruştan başlıyor... Cuma pazarında küçük büyük demeden 5 adedi 1 tl ydi... Tela bantlar da 1 tl...




Bu takı malzemelerini Kemeraltı'ndan almıştım gitmeden önce... Eminönü'nde zımbaları sordum hemen hemen aynı fiyatlardaydı...



Bu da benim prova mankenim... Adına henüz tam olarak karar vermedim... Fatoş olabilir... Siz ne dersiniz? Bunu da zorlu bir pazarlık sonrasında 2,5 tl indirterek 42,5 tl ye aldım... :)




Bunlar soğuk silikon... Soldaki küçük olan 100 ml... Kemeraltı'ndan 7 tl ye almıştım... Büyük olan ise 250 ml ve Eminönü'nden aldım... Bilin bakalım kaça?... 6 tl ye!!!!... :(




Bu güzellikleri de cuma pazarından aldım... 3 tanesi 1 tl...



Bu şahane şeyin fiyatını tam hatırlamıyorum... Deri detaylı... Ya 3 ya da 5 tl ydi...



Bu saklama kaplarını da internetten almıştım normalde yiyecek koymak için tabii... Ama kalitesine güvenemediğim için bu şekilde kullanıyorum... İyi oldu, bu aralar pembe ve morun her tonuna hastayım zaten... Blogumun renklerinden de belli oluyordur... :)




Bu iğnedanlıkları ben yaptım soldaki elyaflı sağdakini sevgili Antigone'un sayfasında görmüştüm... Bulaşık teli var içinde... İğneler körelmesin diye...




İşte bir bomba daha!... Daha doğrusu saçmalık... Soldaki plastik olanlar Bostanlı pazarından tanesi 1 tl, sağdakiler Fatih pazarından sadece 50 kuruş!... :(




Makaslarım ve iğnedanlıklarım... Böyle takım olunca içim açılıyor... :)



İşte burası benim küçücük evimin minicik dikiş köşesi... Hem de salonumun baş köşesi... :)

Blog işinde çok acemiyim... Sayfada da ikide bir hatalar oluyor ilk yazdığım post bayağı uzundu yanlışlıkla silindi... Resimler de karışık yüklendi... Zamanla alışacağım şimdilik kusuruma bakmayın...





Dedim ya ille herşeyim tam takım olacak diye... Malzeme kutumu da ona göre aldım...



Bunlar da dergilerim ve Singer Dikiş Teknikleri kitabım... Bu kitabı yeni başlayanlara kesinlikle tavsiye ederim... A'dan Z'ye dikiş ile ilgili herşey kocaman kocaman fotoğraflarla çok anlaşılır bir şekilde açıklanmış... Üstelik şu sitede de fiyatı çok uygun...




Bu kırlent ve minderi de ben diktim... Aslında ilk diktiklerim bunlar... Çok hataları var ama olsun... Balkonuma değişik bir hava getirdi... Bir de uygun renklerde masa örtüsü aldım kenarlarını bastıracağım sadece...




İşte bu da benim sevgili dikiş makinem... Janome 423S... İnternetten çok araştırdım... Bu makinede karar kıldım... Çok ama çok memnunum... Japon malı ve her türlü özellik mevcut kendisinde... Tavsiye ederim...


Bunlar yıkanan kumaşlarım... Astarlıklar ve satenler...


Bunlar daaa deri görünümlü kumaşlarım ve dantellerim... Çok güzel planlarım var kendileriyle ilgili... Dantelleri Bostanlı pazarından almıştım bu arada...




Bunlar önceden metreyle aldığım kumaşlar... Parça bulmak çok zor çarşıda bir tek yerde var o da çok yetersiz...



Bu güzel şeyler de hakiki deriler... Yine Kadıköy cuma pazarından... Çanta olacak kendileri... Son kalan paramla aldım bana sadece 35 kuruş kaldı... Daha param olsaydı tezgahın hepsini alırdım herhalde.. Aklım orada kaldı valla... İstanbul'da yaşayanlar çok şanslı...

İşte böyle... Bayağı uzun bir post oldu... Umarım bir hata olmadan kaydedip yayınlayabilirim... Saat de çok geç oldu çok yoruldum... Umarım faydası olmuştur... 

Hoşçakalın!...






Hoşbulduuuuk! :) / Here Comes The Newbie Tailor!...

Merhabalar! Ben Seda... Müzik öğretmeniyim... "A ne güzeeel!" dediğinizi duyar gibiyim... Fakat çoğu kişide olduğu gibi hani kimse halinden memnun olmaz ya... Ben de hep başka arayışlar içindeyim... Hobilerimle hayatta kendimi mutlu etmeye çalışıyorum... Yemek, kurabiye ve fotoğrafçılıktan sonra yeni gözdem dikiş, takı ve DIY... Yaratıcılık gerektiren herşeyi çok seviyorum...