26 Ekim 2014 Pazar

DIY Kapitone Yatak Başlığı Yapımı/ DIY Tufted Capitone Headboard Tutorial


                

Ohh!... Nihayet aylardır malzemeleri hazır eşimin keyfini bekleyen yatak başlığımızı bitirebildik...
önceki postta da dediğim gibi internette özellikle youtube da yatak başlığı yapımı ile ilgili yığınla yazı, görsel ve video mevcut...

"şu Amerikalılar bir harika dostum!" :) A'dan Z'ye anlatmadıkları, öğretmedikleri konu neredeyse yok diyebiliriz... adamlar meslek sırlarını bile veriyorlar rahatlıkla... DIY yani "Do It Yourself" yani "Kendin  Yap" modası da onlardan geçmedi mi bize?...

aslında bizim millette öyle bir adet yoktu eskiden... en basitinden komşu teyzeden beğendiğiniz bir tarifi istediğinizde bir malzemesini eksik söylemez miydi?... işin erbaplarından, ustalarından sadece onun yanında çalışan çıraklar, kalfalar öğrenmez miydi o işin püf noktalarını ya da nasıl yapıldığını?...

Ama günümüzde internet icat oldu mertlik bozuldu... örneğin ben bir ara şeker hamurlu kurabiye, pasta, pop kek yapımına heveslenmiştim de bütün bildiklerimi hiç kursa gitmeden internetten öğrenmiştim... merak ederseniz buradan bakabilirsiniz...

sonra dikiş... sadece ortaokulda gördüğümüz elişi dersinde ( bence şimdiki teknoloji tasarım dersinden kat kat faydalıydı) öğrendiğim birkaç temel dikiş tekniğinden başka hiçbir bilgim olmadığı halde internetteki yerli, yabancı dikiş blogları sayesinde bayağı birşeyler öğrendim... bu vesile ile bir kez daha buradan teşekkürü bir borç bilirim sevgili blogger arkadaşlarım... :)

Gelelim konumuza... biliyorsunuz yakın bir zamanda eski evimizi satıp yeni bir eve taşındık... eski evimizde yatağımızın başucu ve çevresi özel yaptırdığımız dolaplarla kaplıydı dolayısıyla yatak başlığımız da bu dolabın bir parçası durumundaydı... (resmini ne yazık ki yükleyemiyorum çünkü hala evimizde internet bağlantısı yok... resimler masa üstü bilgisayarında ve ben postlarımı cepten hazırlıyorum...) dolayısıyla o dolaplar sabit olduğu için diğer evde kaldı...

oğlum yeni odasında kırmızı yatak başlığını istemeyince ben de o sapasağlam başlığı atmaya kıyamadım ve yatak başlığının arka tarafının bizim yatak odamıza çok uyduğunu görünce "başlığımız yok, olana kadar bari onunla idare edelim" dedim... ama başlık tek kişilik bizim yatak çift kişilik... mobilya bakarken birkaç yere yatak başlıklarının fiyatını sormuştum çok pahalı gelmişti... bu sebeple yatak başlığını kendimiz yapmaya karar verdik...

eşimle ben genelde ev ile ilgili "eğer elimizden geliyorsa" herşeyi kendimiz yapmayı tercih ederiz... mesela şurada olduğu gibi şömine bile yapmıştık eski evimizde... :)
çünkü (sakın kimse üstüne alınmasın ama) hem parayla yaptırdığımızda işçilik genelde istediğimiz gibi olmuyor (hatta tepem atıp da dikiş makinesi alma sebebim bile budur), hem de kendimiz yaptığımızda çok daha ucuza mal oluyor... ayrıca en güzel tarafı da ( bunu yaşayan bilir) "ben yaptım" demek müthiş güzel ve gurur verici birşey!... :)

Evet nihayet geldik yatak başlığımızı nasıl yaptığımıza... öncelikle belirtmek isterim ki youtube dan izlediğim videolarda pek çok değişik teknik kullanıldığını gördüm... ama şahsen benim en aklımda kalan, en beğendiğim teknik şu videodaki bayanın kullandığıydı...  arkada görünen bir sürü yatak başlığından da anlaşılacağı üzere kendisi bence gerçekten işinin ustası... onun dışında pek çok amatörün de videoları mevcut... fakat onlar çok şanslılar çünkü Türkiye'de olmayan pek çok alet, edevat v.s. gibi şeylere alışveriş merkezlerinden kolayca ulaşabiliyorlar...

Bizim şu koca İzmir'de Koçtaş'tan başka alternatifimiz maalesef yok şu anda... Praktiker vardı kapandı, Baumax açılmıştı çok sevinmiştik, o da çok kısa bir süre dayanabildi, eşimle çok üzüldük... Tekzen desen sebebini hiç anlayamadığım bir sebeple İzmir'e şube bile açmıyor...
mail attım tatmin edici bir cevap alamadım...

Bu sebeple aslında bizim yaptığımız Türkiye olanakları dahilinde pek çok tekniğin karışımı oldu diyebiliriz... yani birebir şuradan görerek yaptım diyemem...

gelelim yapım aşamalarına:

-yatağımızın eninden azıcık uzun ( yatağımız 150 cm, başlığın eni 153 cm), boyu ise istediğiniz yükseklikte ( bizimki prizi kapatmaması için 50 cm) olacak şekilde marangoza ahşap kestirttik (sunta da olur)...


Amerikalılar ne mi kullanıyor? Büyük çoğunluğu üzerinde hazır delikleri bulunan ve pek çok işe yarayan şu suntayı (ağlamak istiyorum sayın seyirciler!) Böylelikle hiç ölçüp biçmeye ve delmeye gerek olmadan düğmelerin nereye denk geleceğini kolaylıkla işaretleyebiliyorlar...

fakat biz ne yaptık? Önce ahşabın enden tam orta noktasını hesapladık, sonra da boydan... ben 50 cm'e üç sıra düğme koymayı uygun bulduğum için boydan eşit dört kısım belirledim...

yani enden 153÷2= 76.5 cm,



boydan 50÷2=25 cm ( 25÷2= 12.5 cm lik dört bölge oldu)


İkisinin kesişimi ile ahşabın tam orta noktasını belirledim...

Sonra enden her sıraya tahmini olarak aldığım düğmeleri kaçar adet ve hangi sıklıkta yerleştireceğime karar verdim... 1. ve 3. sıraya sekizer adet, 2. sıraya ise 7 adet ve 20'er cm aralıklı olacak şekilde yerleştirmeyi uygun buldum...



baklava şeklinde yapmak istiyorsak düğmeleri çapraz yerleştirmemiz gerekiyor)...  yani örneğin 1. sıranın 10. cm'inin tam altına ikinci sıranın düğmesi denk geliyor...

bu aşamada karar tamamen size kalmış... daha sık aralıklı da yapabilirsiniz ama ne kadar çok düğme o kadar çok iş demek... öte yandan çok seyrek aralıklı ya da çukur olmayanlar ise hiç hoş durmuyor bence... (size bazı kötü örnekler göstermek isterdim ama yapanlara saygısızlık etmek istemediğimden paylaşmıyorum)

- ahşap ile birebir aynı ölçülerde sünger... ne kadar bombeli olmasını istiyorsanız o kadar kalın bir sünger seçmelisiniz... bizimki 5 cm kadardı fakat keşke daha kalın alsaymışız diye düşündük... bir de süngerimiz sertti... daha yumuşak olursa daha iyi olabilirdi... bunlar hep tecrübe işte... bir daha kapitone yaparsam (ki çok sevdim bazı şeyler düşünüyorum ilerde) daha iyi malzemelerle daha kolay ve güzel yapabilirim diye düşünüyorum...


-ahşabı kapladıktan sonra arkada pay kalacak kadar yani enden ve boydan en az 15-20 cm daha büyük elyaf ( parça elyaf değil yekpare rulo şeklinde olanlardan)

-en az elyaf kadar büyüklükte kumaş veya deri ( ben beyaz vinleks kullandım)

-istediğiniz kadar ayaklı düğme ( sağlam olmalı )



-sağlam naylon bir ip ( biz inşaatlarda kullanılan duvarcı ipi kullandık)



-iki adet çuvaldız


-zımba makinesi ( mümkünse kaliteli olsun, çok önemli!... çünkü biz eşimin önceden basit işler için almış olduğu ucuz bir zımba aleti kullandık bu yüzden bizi bayağı uğraştırdı)


-ve makas

İlk maddede anlattığım şekilde önce orta noktayı bulduktan sonra düğmelerin geleceği noktaları işaretleyip matkap ile deldik...


Süngeri silikon ile yapıştırdık...


Amerikalılar şuradaki gibi sprey bir yapıştırıcı kullanıyor...

Ahşabın arka tarafından süngerin olduğu yöne doğru çuvaldız batırarak deliklerin yerlerini bir kez de sünger üzerinde kalemle işaretledik...




sonraki aşamada işaretlediğimiz yerleri düğmenin büyüklüğünden biraz daha geniş olacak şekilde oyuyoruz... (Amerikalılar'ın kimisi özel bir alet kullanmış, kimisi metal boru ile delmiş, kimisi de bıçakla oymuş...) biz ise Türk usulü, dolma yaparcasına kabak oyacağı ile oyduk!... :))))




Bu arada uğraşmamak için krem rengi aldığım üzerinde antik hoş desenler olan düğmelerin göz gibi durduğunu görünce düğmeleri kaplamaya karar verdim... 

bu iş bayağı oyaladı beni... ama aldım kucağıma tepsiyi geçtim tv'nin karşısına düğmeleri tek tek kapladım, iyi ki de kaplamışım... zira yatak odamda her an bir sürü gözün beni izlemesini hiç istemezdim doğrusu ıyyy!... :)))



Düğmeleri nasıl kapladığımı burada anlatıyorum...

Şimdi sıra geldi elyafla kaplamaya... başlığın üzerine elyafı yaydıktan sonra arka yüzünden 10-15 cm içeriden zımba makinesi yardımıyla sabitliyoruz... fazla payını kesiyoruz...



Bu aşama da bitti... evet geldik artık esas aşamaya yani kapitoneleri oluşturmaya...

ama bundan önce iğne ve ipliği ayarlamamız lazım tabii ki...

İpliği iğneden geçirip düğüm atıyoruz... (ben ipliği geçirirken overlok makinesinin cımbızını kullandım çok işe yaradı)



daha sonra ipi 20-30 cm kadar uzun bırakıp diğer ucunu eşitleyerek kesiyoruz ve iki ucu da çuvaldızdan geçiriyoruz...



Kumaşın kaymaması için mutlaka en orta noktadan başlıyoruz... iki adet çuvaldızımız vardı... birini arkadan öne doğru gönderip diğer çuvaldızı saplayacağımız yeri belirliyoruz...



İğneyi batırdıktan sonra arkadan ipi iyice gerdirip önden düğmeyi bastırarak düğmenin çukurda kalmasını sağlayacak şekilde arkadan ipi zımbalıyoruz...




iyice sağlam olması için birkaç zikzak çizerek zımbalamaya devam ediyoruz...

Kapitoneyi yaparken çizmeniz gereken sıra orta noktadan başlayıp çapraz sırayla gitmeniz... yani orta noktanın sağı (veya solundaki, seçim size kalmış) üst çapraz, sonra alt çapraz, sonra ikisinin çaprazı olan orta sıradaki nokta... tekrar üst-alt-orta...

İşte bakın oluşmaya başladı bile!... ne kadar güzel görünüyorlar değil mi?... şu kapitoneyi kim bulmuşsa valla bravo diyorum!... :)


Kapitoneleme aşamasında bayağı zorlandığımızı itiraf etmeliyim... hem süngerimiz sert olduğu için, hem kullandığımız vinleks kalın olduğu için, hem de zımba aletimiz verimsiz çalıştığı için bayağı uğraştık... başlığı dik durumda tutup ön tarafına ben, arka tarafına eşim geçti... o çuvaldızı arkadan gönderdi, ben düğmeli olan çuvaldızı ön yüzünden gönderdim... o ipi iyice çekti ben önden düğmeyi bastırırken o arkadan zımbalama işini yaptı... zımba makinemiz önceleri daha iyi çalışırken sonraları zımba atamamaya başladı... Amerikalıların elektrikli, pompalı zımba makineleri var... tak tak tak!... üç atışta tamamdır... kimileri de zımba kullanmak yerine daha farklı yöntemler kullanmışlar... burada olduğu gibi...

Bu arada ben elimle çapraz düğmeler arasında oluşan pilelere şekil verdim...  yardımcı araç olarak şiş kebap yapmak için kullanılan enli ahşap şişlerden birini kullandım... sivri tarafını değil tabii ki... :)



pile yapmak çok önemli kapitoneyi kapitone yapan etmenlerden biri bence... yapmayan da var hiç hoş durmuyor...

Son aşamada kenarları yapıyoruz... düğmelerin hizasından yine pile yaparak zımbalıyoruz...


köşeleri nasıl yaptığımı sormayın ben de bilmiyorum... :)))
şaka bir yana evirdik, çevirdik, kestik şöyle birşeyler yaptık...



bu konuda youtube' daki videolardan yararlanabilirsiniz... ya da şuradaki  veya buradaki gibi de yapabilirsiniz...

İşte başlığın bitmiş halinin arka yüzden görünüşü... :)


Son olarak başlığı eski başlığımıza monte ettik ve yaklaşık 100 tl'ye şık bir yatak başlığımız oldu... "ben yaptım" demek ise paha biçilmez!... :)




Bizim işlem tamamdır!

Sıra sizde... yok eğer "amaan ben o kadar uğraşamam" derseniz, aynı aşamaları yani ahşap-sünger-elyaf-kumaş sırasını takip ederek kapitonesiz düz bir başlık da yapabilirsiniz... mesela kumaşı desenli seçebilirsiniz...

ayrıca pinterestte daha farklı yatak başlığı alternatifleri de mevcut...

Keyifli DIY'lar dilerim efenim!... :)




23 Ekim 2014 Perşembe

Yatak başlığı yapıyoruz! :)/ our new headboard coming soon! :)


Eşimle birlikte yatak başlığı yapıyoruz!... şimdi biraz mola...

Yatak başlığı nasıl yapılır internette yabancı kaynaklarda yığınla bilgi ve video mevcut malumunuz... ben Türkiye olanakları dahilinde yatak başlığı nasıl yapabilirsiniz, biz nasıl yaptık onu anlatmaya çalışacağım... proje biter bitmez... çok yakında!... :)

20 Ekim 2014 Pazartesi

Kış köşesine köşe çalışması/ check out my first corner work

Sanırım yaklaşık 6-7 ay önce aldığım kenarlarının dikilmesini bekleyen balkon masa örtümü nihayet dikebildim... dikişe ilk başladığımda diktiğim ilk şey olan balkon sandalyelerimin kılıfları eskidi, alt tarafı kenarları bastırılacak olan örtüyü aylardır bekletiyordum...

bu bahane ile ilk defa örtülerde köşe nasıl yapılır öğrenmiş oldum...

taradığım bazı kaynaklardan nasıl yapıldığını tam olarak anlayamadım ama yaparken kendi kendime keşfettim... sonraki köşe çalışmam çok daha iyi olur kanısındayım... uygulama yaparken insan daha iyi anlıyor kesinlikle...

İşte ilk ķöşe çalışmam...


Bu da örtüm...  balkonumun kış köşesinde yerini aldı sonunda...


19 Ekim 2014 Pazar

Elbiseden sepet kılıfına.../ Dress to basket liner...

4-5 önce yılsonu gösterisi için aldığım robadan siyah elbisemi sadece o gün giymiş (o gün çekildiğim resmi bulamadım maalesef ) bir daha hiç giymemiştim... yaz başında aldığım kilolar sebebiyle kıyafet sıkıntısı çekmeye başlayınca "ben bu elbiseyi beni olduğumdan daha da kilolu gösterdiği ve etek boyu da gereğinden uzun olduğu için hiç giyemiyorum neden etek olarak değerlendirmiyorum ki" dedim... zira etek uçları fırfırlı şeyleri çok severim... dizin bayağı aşağılarına kadar uzanan bu elbiseyi roba altından kesip, yanlardan biraz daraltıp, korse görevi yapar da belki biraz zayıf gösterir diye de elimdeki en kalın lastiği eteğe monte ettim ve yaz boyunca çok severek kullandığım bir eteğim oldu... :)


Elbisenin üst tarafını da misafir havlularımı koyduğum sepete kılıf olarak değerlendirdim bugün...


Elbisenin üstü böyleydi...


Şu şekilde diktörtgen bir sepetim vardı...



Kumaş lastikli olduğu için sepete cuk oturdu çok şık bir kılıf olacağını düşündüm fakat zeminine kumaş yetmiyordu...
ilk önce askılarını kestim...



Bu arada iki gün önce bir kalem etek dikmeye başladım... yine çömez bir terzi olarak başta herşey çok kolay olacak zannettim (cahil cesareti derler buna...) 
eteği hazırda bulunan başka bir kalem eteğime benzer şekilde beli lastikli ve astarlı dikmek istedim böylelikle fobilerimden biri olan astar çalışmasına yumuşaktan bir geçiş yapacaktım... fakat yine işler hesapladığım gibi gitmedi tabii ki... yaşadığım aksilikleri o projemi bitirdiğim zaman daha ayrıntılı bir şekilde anlatacağım şimdi fazla uzatmayayım... o etek şimdilerde elbise olmak için komple sökülmeyi bekliyor...


Neden bu etekten bahsettim?... Şekilde görünen elbisenin üst tarafında kullandığım kumaştan artanı sepet kılıfının tabanı olarak kullandım da ondan... normalde ağzım fazla laf yapmaz ama post yazarken nedense uzatıyorum da uzatıyorum... :)

Dönelim asıl konumuza...
taban için kullandığım kumaşı sepetin taban ölçüsüne göre diktörtgen şekilde kestim... yüzü üste gelecek şekilde serdim... lastikli kumaşı ise yüzü taban kumaşının yüzüne gelecek şekilde önce yan dikişlerden iğneledim...


Sonra şekilde görüldüğü gibi diktörtgenin kenarlarının orta noktalarını sonra da köşelerini iğneledim ve dikiş makinemin yalancı overlok dikişi ile diktim...




Veee işte sonuç!...




Benim çok ama çok hoşuma gitti... sizce nasıl olmuş? :)

15 Ekim 2014 Çarşamba

Yeni overlok makinem ve yeni ütüm/ My new overlock machine and my iron

Geçenlerde A101'den fiyatını uygun bulup aldığım overlok makinemi bir kenara koymuş hiç ellememiştim... hoş, dikiş makineme de pek yanaşamıyorum ya hala o da ayrı mesele... eve yerleştim ama gelgelelim bir türlü düzenimi oturtup da dikişe başlayamadım... dikmek istediğim o kadar çok şey var ki sormayın... kilolar da aldı başını gidiyor zaten... aşırı derecede her türden alt kıyafete (etek, pantolon) acil ihtiyacım var...
neyse kilo problemlerimle bu kez kafanızı fazla şişirmeyeceğim... ama yine bahsetmeden de edemedim off!...
Overlok makinesinden bahsediyordum...


kendisinden biraz ürküyordum açıkçası... o ipliklerin yerleştirilişi, ayarları, dikmesi falan... meğer o kadar da korkulacak birşey yokmuş... aslında iplikler hazır takılı gelmişti ama ilk dikiş denememde iplikler atıverdi... bu bahaneyle ipliklerin nasıl yerleştirileceğini de öğrenmiş oldum... ortalama 1 saat içinde düzgün dikişler elde etmeye başladım bakın...








Şimdi sıra fermuar ve astar korkumu yenmekte...

Bir diğer konu ütü meselesi... iki gün önce dikisdersi.com sitesinin sahibesi sevgili Çiğdem hanım en memnun olduğu ütü ile ilgili bir post yayınlamıştı...


benim için çok yönlendirici oldu bu post ve 16 yıldır aynı ütüyü kullanıp sürekli "acaba kötü mü ütülüyor, yeni ütü mü alsam, ama şimdi ona verecek param yok" diye düşünürken fiyatının da gayet makul olduğunu görüp Çiğdem hanıma olan sonsuz güvenimle hemen siparişini verdim... iyi ki de almışım... meğer ben yıllardır ütü yapıyorum diye kumaşlarla boğuşuyormuşum ya... buradan kendisine bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum...
sevgiler!



9 Ekim 2014 Perşembe

Artık ben de bloglovindeyim!/I'm on bloglovin!

Bundan böyle özellikle beni ve diğer ilgilendiğiniz blogları bloglovin ile daha rahat takip edebilir ilgi alanınıza göre binlerce yeni blog keşfedebilirsiniz!...

6 Ekim 2014 Pazartesi

İlginç bir blog çekilişi!




Yeni keşfettiğim blogger arkadaşım Pembe kreasyon ilginç bir çekiliş düzenliyor... klasik ödüllerden farklı bir ödülü var bu çekilişin... merak ettiyseniz lütfen tıklayın... benim çok ilgimi çekti ve bu ödüle gerçekten ihtiyacım olduğunu düşünüyorum... çıkarsa çok mutlu olacağım...

3 Ekim 2014 Cuma

Veee işte karşınızda yeni evim ve hobi odammm! / Check out my new home and my hobby room!

Biliyorum 1-2 ay demiştim... ama neredeyse 4 ay olmuş... zaman çabuk geçiyor... evet yeni evime yerleştim fakat yerleşmemiz biraz yavaş oldu... neredeyse evi yeni baştan döşedik... araya yaz tatili girdi... üstelik uzun süre internetsiz kaldık... aslında evimizde hala internet yok... yoğun çabalarımızın sonunda sanırım bayram sonrası internetimize kavuşabileceğiz... çok ilginç... Karadeniz'in yaylasında bile internet hizmeti veriyoruz diye reklam yapıyorlar, İzmir'in göbeğinde ana caddedeki bir apartmana hat veremiyorlar...akıllı telefon aldım da hiç olmazsa bu şekilde biraz medeniyete kavuştuk... internete o kadar çok alışmışız ki onsuz olmuyor artık... gözümüz, kulağımız, ansiklopedimiz, eğlencemiz kısacası her şeyimiz olmuş...

Neyse salondan başlayalım isterseniz... efenim herşey bu perdeyi vitrinde görmemle başladı...


rengi birebir göremiyorsunuzdur büyük ihtimalle... fuşya rengi çok hoş koton bir kumaş... perdenin rengine de kumaşına da bittim... mutlaka benim olmalı dedim... hemen gözümde nelerle kombine edeceğim canlanıverdi ve bütün salon dekorasyonunu ona göre belirledim... gerçi koltukları başta gri düşünüyordum fakat sonradan fikir değiştirdim...




masanın arkasında aynanın önünde bir raf var... tam masa koyulacak yere petek koymuşlar masanın arkasına konsol koyma şansım yoktu... yemek takımlarımı neyse ki tv ünitesinin içine sığdırabilme imkanım oldu seçtiğimiz modelle.... biz de eşimle mobilyaları aldığımız yere böyle konsol görünümlü bir raf tarif ettik tam istediğimiz gibi yaptılar, çok memnun kaldık... :)


evimin tüm odalarından görünen manzara, zeytinlik ve mandalin bahçesi... bu zamanda böyle yeşil alan bulmak çok zor ama burası da ne kadar süre bu şekilde kalacak belirsiz... keşke sonsuza kadar kalsa ama imkanı yok maalesef... ilk fırsatta bir kısmı yola gidecek, geri kalana da apartmanlar dikilecek ve ben gözlerimin önünde sökülen bu güzelim ağaçlara çok ama çok üzüleceğim... :(


mutfağımı çok seviyorum... yıllardır hayalim eski bir ev alıp özellikle mutfağını ve banyosunu kendi zevkime göre yaptırmaktı... önceki evimizde de hazır yapılmış almıştık ve dolap kapaklarından nefret ediyordum.... "bir daha ev değiştirirsem mutlaka kendi zevkime göre yaptıracağım" diyordum hep... ama kendim yaptırsam bu kadar zevkli ve bu kalitede yaptıramazdım... 
yine hazır aldım bu kez pişman değilim... :)


bu mutfakta buzdolabım da, elektrikli mutfak aletlerim de, mutfak masam da sanki yerini buldu... bu evde hepsi de bambaşka durdu... hele buzdolabım... sanki dolaplar ona göre ölçülüp yapılmış gibi... :)


biliyor musunuz aslında eski evime eşya alırken hep yeni evime alıyormuşum gibi düşünüyordum daha ortada ev falan yokken... "ben içini döşeyeyim ev arkasından gelecek" diyordum... baksanıza mutfak saatim bile ankastrelerimle tam bir uyum içinde oldu... mutfak sandalyelerim ise eski evimde salon sandalyesiydi...



burası da mutfak balkonum... aslında evin tek balkonu var... kocamaaaan bir balkon... 15 metre kadar var... aslına bakarsanız tek balkonlu ev istemiyordum, eski evimiz de öyleydi, zor oluyor bir bakıma ama hiçbir şey dört dörtlük olmuyor...


mutfak tarafını balkon camlama yaptırdık... tam da yağmurlar başladığı sırada... çok da iyi oldu zira birer İzmirli olarak balkon keyfi yapmayı çok seviyoruz eşimle... inanın taşındığımızdan beri neredeyse bütün yaz balkondan içeri girmedik diyebilirim ... artık burası kış köşesi oldu bizim için... havalar serinlese de hala balkonda yiyoruz yemeklerimizi...


masanın üzerine bir kumaş almıştım aylar önce... artık ilk fırsatta kenarlarını dikip örteceğim... çok tembellik yaptım çoook... dikilecek, tamir edilecek, geri dönüşüm yapılacak o kadar çok kumaşım var ki... artık başlamalıyım...



burası da yaz köşesi... :) aslında çim halının üzerine kare ahşap yer döşemelerinden yerleştirecektik ortamı çok daha şık ve güzel gösteriyor fakat şimdilik o iş bahara kaldı... arkadaki yapay sarmaşığı eşimle tek tek demirlere misina ile bağladık... uçlarını da silikonladık ki rüzgardan uçmasınlar diye... demiri de eşim kendi elleriyle yaptı laf aramızda... :) 


yatak odamızın manzarası da böyle... burası benim minik cennetim... salıncak da çocukluk hayalimdi...  benim çocukluğumda böyle salıncaklar yoktu tabii... :)




fesleğen ve sardunyalarımız, çam, portakal, limon ve kumkuat ağaçlarımız... reklam gibi oldu bu... :)


takılarımı birkaç yıl önce internetten gördüğüm küçük bir DIY projesi ile bu şekilde sergilemeye başladım... hem güzel görünüyor, hem de çok pratik oluyor... yatak odamın geri kalanını başka bir postta paylaşacağım... çünkü hala malzemeleri hazır yapılmayı bekleyen bir DIY yatak başlığım var... yapar yapmaz paylaşacağım...

ve sıra geldi hobi odama, daha doğrusu hobi köşeme... :)


burası çok amaçlı odamızdaki hobi köşem... şu beyaz masa var ya o benim salon masamdı eskiden... dikiş makinem de salonun baş köşesinde duruyordu tabii... sokak kapısından içeri girer girmez karşıda görünüyordu...



evimizin altında A101 var... geçenlerde overlok makinesi gelmişti... fiyatı piyasaya göre çok uygundu... hemen kaptım bir tane.. eşim mırın kırın etti... daha dikiş makinemin taksitleri bitmedi ama fiyatı normalinden bayağı aşağı diye fazla ses çıkarmadı... daha deneme fırsatım olmadı... reçme özelliği yok süper bir model değil belki ama hiç yoktan iyidir... işimi görür herhalde... 




köşe koltuk IKEA'dan... çift kişilik yatak oluyor... çok amaçlı oda dedim çünkü burası hem hobi odası, hem misafir odası, hem kışın oturma odası olabilir...


hem de eşim için bilgisayar odası... bütün yaz balkondaydık, bütün kış da burada eşim internete takılırken ben de dikiş dikerim, sırt sırta ya da omuz omuza... :)

yeni evimi çok seviyorum... ben hayal ettim oldu...( bu da inşaat reklamı gibi oldu sanki...)
 umarım isteyen herkesin de bir gün gönlüne göre bir evi olur...
sevgiler!